2025, Türkiye ekonomi tarihinde makroekonomik dengeleme politikalarının hanehalkı üzerindeki baskısının en yoğun hissedildiği, “yapışkan enflasyon” olgusunun gelir dağılımını bozucu etkilerinin derinleştiği bir yıl olarak kayıtlara geçti.
1 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren ücret politikaları ile yılın sonuna gelindiğinde karşılaşılan piyasa gerçekliği arasındaki makas, asgari ücretliler ve emekliler gibi sabit gelirliler aleyhine dramatik bir şekilde açıldı.
Gelir Politikaları ve Maaşların Seyri
Ekonomik refahın temel belirleyicisi olan nominal gelirler, 2025 yılında enflasyonist baskılar karşısında tarihin en durağan dönemlerinden birini yaşadı. Geçmiş yıllarda alışılagelmiş olan “ara zam” uygulamasının terk edilmesi, yılın ikinci yarısında sabit gelirlileri iyice savunmasız bıraktı.

Asgari Ücret: Statik Gelir, Dinamik Gider
2024 yılının aralık ayında yapılan görüşmeler neticesinde belirlenen ve 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren geçerli olan asgari ücret, brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak uygulandı.
Yıl Boyunca Değişmeyen Tek Şey: Maaş!
2025 yılı, enflasyonun kümülatif olarak yükselmeye devam ettiği bir yıl olmasına rağmen, asgari ücrette yıl ortasında herhangi bir düzeltmeye gidilmedi.
- 1 Ocak 2025: Net ele geçen tutar 22.104,67 TL.
- 28 Aralık 2025: Net ele geçen tutar halen 22.104,67 TL.
Bu durum, yılın başında belirlenen ücretin, yılın her geçen ayında reel olarak erimesi anlamına geliyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, işverene verilen asgari ücret desteği 2025 yılında aylık 1.000 TL seviyesinde uygulanırken, bu durum işveren maliyetlerini kısmen hafifletse de çalışanın cebine giren parayı artırmadı.
Yıl sonuna gelindiğinde, 2026 yılı için belirlenen asgari ücret desteğinin %27 artışla 1.270 TL’ye çıkarılması kararlaştırıldı, ancak bu artış 2025 yılı bütçelerine henüz yansımadı.
Stajyer ve Çırakların Durumu
Hanehalkı gelirini etkileyen unsurlardan biri olan stajyer ücretleri de asgari ücrete endeksli olarak yıl boyunca 6.631 TL seviyesinde kaldı. Birçok hane için bir tür “yan gelir” olarak görülen bu kalemin de enflasyon karşısında sabit kalması, aile bütçelerindeki deliği büyüttü. Yılın son günlerinde alınan kararla bu tutarın 2026 yılı için 8.257 TL’ye yükseltilmesi, 2025 yılında yaşanan kaybı telafi etmekten oldukça uzak.
Emekli Maaşları: “Kök Maaş” Sarmalında Hayatta Kalma Mücadelesi!
Emekliler, 2025 yılında asgari ücretlilerden farklı olarak yıl ortasında bir enflasyon farkı zammı almış olsalar da “en düşük emekli maaşı” uygulamasındaki yapısal sorunlar nedeniyle reel gelir kaybından kaçamadılar.
1 Ocak 2025 Dönemi
Yılın başında en düşük emekli maaşı 14.469 TL olarak uygulanmaktaydı. O dönemdeki açlık sınırının dahi altında kalan bu rakam, emeklilerin yıl boyunca temel gıda harcamalarını karşılamakta zorlanacağının sinyallerini veriyordu.
27 Aralık 2025 Dönemi
Temmuz 2025’te yapılan düzenleme ile memur emeklilerine %15,57, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ise %16,67 oranında zam yapılırken, kamuoyunda yükselen hoşnutsuzluk en düşük emekli maaşı (taban aylık) 16.880 TL’ye sabitlenerek yatıştırılmaya çalışıldı.
En düşük emekli maaşı, “kök maaş” sorunuyla milyonlarca emekli için ağır bir yoksullaşma anlamına geliyor. Kök maaşı 16.880 TL’nin çok altında olan milyonlarca emekli, yapılan oransal zamlara rağmen ellerine geçen parada ya hiç artış görmedi ya da enflasyonun çok altında sembolik artışlarla yılı tamamlamak zorunda kaldı. Yılın sonuna gelindiğinde, 16.880 TL’lik gelir, 22.104 TL’lik asgari ücretin %76’sına tekabül ediyor ki bu oran, emeklilerin asgari yaşam standartlarının ne kadar altına itildiğinin bir göstergesi.

Zenginleşenler ve Fakirleşenler
2025 yılı, sadece bir enflasyon yılı değil, aynı zamanda varlık fiyatlarında yaşanan ayrışma nedeniyle ciddi bir servet transferi yılı oldu. TL geliri olanlar fakirleşirken, döviz ve altına yatırım yapanlar varlıklarını korumayı hatta reel olarak artırmayı başardılar.
Döviz Kurları: TL’nin Kademeli Değer Kaybı
Ekonomi yönetiminin “reel değerlenme” stratejisi ve sıkı para politikası, döviz kurlarındaki artışı enflasyonun altında tutmayı hedefledi. Ancak piyasa dinamikleri ve dış ticaret açığı baskısı, kurların yukarı yönlü hareketini kaçınılmaz kıldı.
- 1 Ocak 2025: Yılın ilk günü serbest piyasada dolar/TL kuru 35,34 TL seviyelerinden işlem gördü. Bu seviye, ihracatçılar tarafından düşük bulunurken, ithalat talebini baskılamak için yeterli görülmüyordu.
- 27 Aralık 2025: Yıl sonuna gelindiğinde, 25-27 Aralık verilerine göre dolar/TL kuru 42,85 TL seviyesine ulaştı.
- Euro/TL: Benzer şekilde, Euro kuru parite etkisiyle daha sert bir yükseliş gösterdi ve yıl sonunda 50,65 TL bandına yerleşti.
Dolar kurunda yılbaşından yıl sonuna kadar gerçekleşen yaklaşık %21,25‘lik artış, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinin altında kalsa da ithal girdi maliyetlerini (enerji, hammadde) sürekli yukarı çekti.
Asgari ücretli bir çalışanın maaşı dolar bazında incelendiğinde:
- 1 Ocak 2025:104 TL / 35,34 = 625 dolar
- 27 Aralık 2025:104 TL / 42,85 = 515 dolar
Bu basit hesaplama, asgari ücretlinin yıl içinde küresel alım gücü bazında 110 dolar (yaklaşık %17,6) fakirleştiğini gösterirken emekliler için bu kayıp daha da derinleşti.
Altın: Yılın Rekortmeni ve Servet Uçurumu
2025 yılının en çarpıcı ekonomik olayı, altın fiyatlarındaki tarihi yükseliş oldu. Küresel piyasalarda artan risk algısı, Venezuela krizi gibi jeopolitik gerilimler ve merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme politikaları, altını güvenli liman olarak öne çıkardı.
- 1 Ocak 2025: Yılın başında Ons altın 624 dolar, Kapalıçarşı’da Gram altın ise 2.966 TL seviyesindeydi. Bu dönemde bir asgari ücret ile yaklaşık 7,45 Gram altın alınabiliyordu.
- 27 Aralık 2025: Yılın son haftasında Ons altın 530 dolar ile tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu küresel ralli, içerideki dolar/TL artışıyla birleşince Gram altın fiyatını 6.356 TL‘ye fırlattı.
Gram altındaki artış oranı %114 gibi inanılmaz bir seviyeye ulaşırken bu durum şu çarpıcı sonuçlara yol açtı:
- 27 Aralık itibarıyla bir asgari ücretli, maaşının tamamıyla artık sadece 3,47 Gram altın alabilir durumda.
- Yılın başında maaşıyla 7,45 gram altın alabilen çalışan, yıl sonunda 4 gramlık (yarısından fazla) bir kayıp yaşadı.
- Emeğin sermaye karşısındaki değer kaybının en somut kanıtlarından birini oluşturan bu veri, aynı zamanda altın borcu olanlar, düğün yapacaklar veya birikimini TL mevduatta tutanlar için 2025 yılının tam bir “yıkım yılı” olduğu anlamına da geliyor.

“Ev Soğuk, Tencere Boş: Emekli ve Asgari Ücretlinin Açlık Sınırındaki Kışı”
Kasım 2025 dönemi itibarıyla enflasyon göstergeleri, kurumların metodolojik farklılıklarının ötesine geçen bir gerçeklik algısı sorunu yaşandığını düşündürüyor. TÜİK tarafından açıklanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), yıllık bazda %31,07 artış gösterirken, aylık artış hızı %0,87 seviyesinde gerçekleşmiş “görünüyor”. Bu oran, ekonomi yönetiminin dezenflasyon programının çalıştığına dair temel argümanını oluştursa da, alt kalemlerin analizi farklı bir tablo sunuyor. Özellikle gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki yıllık artışın %27,44 seviyesinde olması, harcama sepetinde gıdanın ağırlığı yüksek olan alt gelir grupları için “yaşam maliyeti enflasyonunun” manşet verinin üzerinde hissedildiğini kanıtlıyor.
Öte yandan, Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verileri, aynı dönem için yıllık enflasyonu %63,23, aylık enflasyonu ise %2,13 olarak hesapladı. TÜİK ile ENAG arasındaki yaklaşık 32 puanlık fark, hanehalkı bütçesindeki tahribatın boyutuna ilişkin fikir veriyor.
Vatandaşın enflasyonu ne TÜİK sepetinde ne de döviz kurunda; vatandaşın enflasyonu mutfağında, tenceresinde!
Gelin, asgari ücret ve emekli maaşının temel gıda maddeleri karşısındaki erimesini “Alım Gücü Paritesi” mantığıyla ortaya koymaya çalışalım:
“Görünmez Bir El” Fakirin Sofrasından 18 Kg Et Aşırdı!
Türkiye’de hayvancılık sektöründeki maliyet artışları, yem fiyatları ve ithalat politikalarındaki dengesizlikler, 2025 yılında kırmızı eti bir gıda maddesi olmaktan çıkarıp, lüks tüketim ürünü haline getirdi.
- 1 Ocak 2025 Verileri: Marketlerde ve kasaplarda ortalama dana kıyma fiyatı 400 TL bandında seyretmekteydi. Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) regülasyon çabaları piyasayı baskılamaya çalışsa da serbest piyasa fiyatları bu seviyelerdeydi.
- 27 Aralık 2025 Verileri: Yıl sonunda üç harfli marketlerde dahi dana kıyma fiyatı 499 TL etiketine yaklaşırken, kasaplarda ve genel piyasa ortalamasında ise 600 TL seviyesi normalleşmişti. Bazı lüks semtlerde ve markalı ürünlerde bu fiyatın 670-750 TL’yi zorladığı görülüyor.
Tablo 1: Kıyma Alım Gücü Endeksi
| Gelir Türü | 1 Ocak 2025 (Fiyat: ~400 TL) | 27 Aralık 2025 (Fiyat: ~600 TL) | Net Kayıp (KG) | Değişim (%) |
| Asgari Ücret | 55,2 KG | 36,8 KG | -18,4 KG | -%33,3 |
| En Düşük Emekli | 36,1 KG | 28,1 KG | -8,0 KG | -%22,1 |
Bir asgari ücretli aile, 2025 yılı boyunca maaşıyla evine sokabildiği et miktarından tam 18,4 kilogram feragat etmek zorunda kaldı. Ayda 1,5 kg daha az et tüketimi anlamına gelen bu durum, zaten sınırda yaşayan aileler için “ete veda” demek oluyor.
Süt: Çocukların Geleceğinden Çalınan Besin
Süt fiyatlarının, Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) çiğ süt tavsiye fiyatlarını güncellemesi ve sanayicinin artan enerji/ambalaj maliyetleri nedeniyle yıl boyu kademeli olarak arttığı gözlendi.
- Maliyet Kökeni: 1 Ocak 2025 döneminde çiğ süt tavsiye fiyatı 17,15 TL iken, yılın son çeyreğinde bu rakam 19,60 TL’ye yükseltildi. Ancak tarladan sofraya gelene kadar fiyat makası lojistik ve kâr marjlarıyla açıldı.
- Market Rafı:
- 1 Ocak 2025: 1 Litre UHT sütün ortalama fiyatı 35 TL
- 27 Aralık 2025: İndirim marketlerinde dahi (A101, BİM verileri) markalı sütlerin fiyatı 48 TL- 75 TL aralığına oturdu. Ortalama 60 TL baz alındığında süt fiyatındaki artış %70’i buldu.
Tablo 2: Süt Alım Gücü Endeksi
| Gelir Türü | 1 Ocak 2025 (Fiyat: ~35 TL) | 27 Aralık 2025 (Fiyat: ~60 TL) | Net Kayıp (Litre) |
| Asgari Ücret | 631 Litre | 368 Litre | -263 Litre |
| En Düşük Emekli | 413 Litre | 281 Litre | -132 Litre |
Asgari ücretli bir ailenin süt alım gücü 2025 yılında neredeyse yarı yarıya düştü. 263 litre süt kaybı, günde yaklaşık 0,7 litre sütün, yani bir çocuğun günlük kalsiyum ihtiyacının, ekonomik şartlar nedeniyle buzdolabına girememesi anlamına geliyor.
Yumurta: “Fakirin Proteini” Artık Lüks
Yumurta, tarihsel olarak en ucuz protein kaynağı olması nedeniyle dar gelirli ailelerin can simidiyken, 2025 yılında dar gelirli haneler için yumurta da lüks tüketim sınıfına girdi.
- 1 Ocak 2025: 30’lu M Boy yumurta kolisinin fiyatı 139 TL civarındaydı.
- 27 Aralık 2025: Yıl sonunda aynı ürünün fiyatı 145 TL- 160 TL bandında seyrediyor. Yumurta, diğer ürünlere kıyasla (et ve süte göre) daha az artış göstermiş gibi görünse de (yaklaşık %10-15), alım gücü paritesindeki düşüş devam etti.
Tablo 3: Yumurta Alım Gücü
| Gelir Türü | 1 Ocak 2025 (Fiyat: ~139 TL) | 27 Aralık 2025 (Fiyat: ~150 TL) | Değişim (Koli) |
| Asgari Ücret | 159 Koli | 147 Koli | -12 Koli |
| En Düşük Emekli | 104 Koli | 112 Koli | +8 Koli |
Emekli maaşındaki Temmuz zammı, yumurta fiyat artışını geçtiği için kağıt üzerinde emeklinin yumurta alım gücü artmış görünse de bu “iyileşme”, diğer temel gıdalardaki devasa kayıpların gölgesinde kaldı.
Fakirin Ekmeği Kırıntıya Döndü!
Ekmek fiyatları, Türkiye’de sadece ekonomik değil, politik bir gösterge olarak öne çıkıyor. 2025 yılında fırıncıların artan un, maya ve işçilik maliyetleri ile valiliklerin “fiyatı tutma” baskısı arasında sıkışan ekmek fiyatları, bölgesel farklılıklar gösterse de yukarı yönlü hareket etti.
- Bölgesel Farklılıklar: Ankara’da 1 Ocak 2025 beklentisi 13,5 TL iken, İstanbul’da daha önce 10 TL olan ekmek fiyatı yıl içinde kademeli artışlarla 15 TL‘ye sabitlendi. Maraş gibi Anadolu şehirlerinde de 200 gr. ekmek 10 TL’ye ulaştı.
- Ortalama Fiyat Hareketi:
- 1 Ocak 2025: Ortalama 12 TL (İstanbul-Ankara ağırlıklı).
- 27 Aralık 2025: Ortalama 15 TL.
Tablo 4: Ekmek Alım Gücü
| Gelir Türü | 1 Ocak 2025 (Fiyat: 12 TL) | 27 Aralık 2025 (Fiyat: 15 TL) | Net Kayıp (Adet) |
| Asgari Ücret | 1.842 Ekmek | 1.473 Ekmek | -369 Ekmek |
| En Düşük Emekli | 1.205 Ekmek | 1.125 Ekmek | -80 Ekmek |
Asgari ücretli bir vatandaş, maaşıyla 2025 yıl başına göre 369 adet daha az ekmek alabiliyor ki bu, asgari ücretli açısından günde 1 ekmekten fazla bir kayıp anlamına geliyor. En temel, en vazgeçilmez gıda maddesinde yaşanan bu erime, yoksulluğun derinleştiğinin de en net göstergesi.







