15.1 C
İstanbul

Boğaziçi Direnişi: İtirazın 5 Yılı!

Yayınlanma tarihi:

Boğaziçi Üniversitesi’nde 2021 yılının ilk günlerinde patlak veren ve 2025 itibarıyla beşinci yılını geride bırakan kriz, “merkez-çevre” ilişkileri, elitizm tartışmaları ve kamusal alanın yeniden tanzimi ekseninde şekillenen ve artık Boğaziçi Direnişi olarak siyasi tarihimize geçen en uzun soluklu sivil itaatsizlik eylemi oldu.

Boğaziçi Üniversitesi, 1863 yılında kurulan Robert Kolej‘in mirası üzerine 1971’de bir kamu üniversitesine dönüştürülmesinden bu yana, Türkiye’de “Anglo-Sakson” akademik gelenek ile “Kamu Üniversitesi” kimliğini sentezleyen özgün bir yapı olarak öne çıktı. Bu yapının en belirleyici özelliği, 1992 yılından 2016 yılına kadar rektörlerin öğretim üyeleri tarafından seçilmesi ve üniversitenin karar alma süreçlerinin “aşağıdan yukarıya” işleyen kurullar (Bölüm Kurulu, Fakülte Kurulu, Senato) aracılığıyla yürütülmesiydi.

Krizin fitili, 2021’deki atamadan çok daha önce, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde ateşlenmişti aslında. 29 Ekim 2016 tarihli 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda yapılan değişiklik, rektörlük seçimlerini kaldırmış ve atama yetkisini doğrudan Cumhurbaşkanı’na devretmişti. 2021 direnişi, bu yasal değişikliğin Boğaziçi Üniversitesi özelindeki ilk ve en sert fiili uygulamasına karşı birikmiş bir tepkinin dışavurumu olarak okunabilir.

“Kayyum Rektör” Paradigması ve Melih Bulu Dönemi (Ocak 2021 – Temmuz 2021)

Atama Kararı ve Siyasi Sembolizm

1 Ocak 2021 gecesi yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Prof. Dr. Melih Bulu‘nun rektör olarak atanması, üniversite bileşenleri tarafından salt bir idari tasarruf olarak değil, üniversitenin kültürel kodlarına yönelik “siyasi bir müdahale” olarak algılandı. Melih Bulu’nun akademik yetkinliğinden ziyade, 2002 yılında AK Parti Sarıyer İlçe Teşkilatı kurucusu olması ve 2015 seçimlerinde AK Parti’den milletvekili aday adayı olması, atamanın liyakatten çok siyasi sadakat esaslı olduğu yorumunu güçlendirdi.

4 Ocak ve “Kelepçeli Kapı”

Atamanın hemen ardından, 4 Ocak 2021 tarihinde Güney Kampüs ana giriş kapısında yaşanan olaylar, direnişin kaderini belirleyen kırılma noktası oldu. Öğrencilerin kampüse girişini engellemek amacıyla polis tarafından üniversite kapısına vurulan kelepçe, hem ulusal hem de uluslararası basında “akademiye vurulan pranga” metaforuyla manşetlere taşınmıştı. Kayyum Melih Bulu’nun bu durumu “kırık kapıyı tutturmak için pratik bir çözüm” olarak savunması, kriz yönetimindeki iletişim stratejisinin zayıflığını ve üniversite bileşenleri ile arasındaki doku uyuşmazlığını daha ilk günden ortaya koyuyordu.

Bu dönemde kampüs çevresindeki polis ablukası, biber gazı kullanımı ve plastik mermi ile müdahaleler, üniversiteyi bir eğitim kurumundan ziyade bir “güvenlik bölgesi”ne dönüştürdü. İlk günlerde yapılan ev baskınları, öğrencilerin “terörist” yaftasıyla kriminalize edilmesi stratejisinin bir parçası olarak devreye sokuldu.

Akademik Nöbet: “Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz”

Öğrencilerin dinamik sokak eylemlerine paralel olarak, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri 5 Ocak 2021’de Güney Meydan’da Rektörlük binasına sırtlarını dönerek sessiz bir nöbet eylemi başlattılar. Hocaların cübbeleriyle gerçekleştirdikleri bu eylem, şiddet içermeyen sivil itaatsizlik repertuvarının en özgün örneklerinden biri olarak şimdiden tarihe geçti. Her iş günü saat 12:15’te tekrarlanan bu ritüel, “Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz” sloganıyla kurumsallaştı ve günümüze kadar sürdürülerek küresel akademik tarihin en uzun süreli nöbetlerinden biri haline geldi.

Kabe Görseli ve “Aşağı Bak” Olayı: Kültür Savaşı Cephesi

Şubat 2021 başında kampüste düzenlenen bir sergide yer alan ve Kabe figürünü Şahmeran ve LGBTİ+ bayraklarıyla kolajlayan bir sanat eseri, iktidar kanadı tarafından “kutsal değerlere saldırı” olarak çerçevelendi. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sosyal medya üzerinden öğrencileri “LGBT sapkınları” olarak hedef göstermesi, krizi bir akademik özerklik tartışmasından çıkarıp “muhafazakar değerler vs. marjinal gruplar” ekseninde bir kültür savaşına dönüştürdü.

Bu süreçte polisin bir müdahale sırasında öğrencilere “Aşağı bak, toplu gezmek yok” diye bağırdığı iddiası, sosyal medyada #AşağıBakmayacağız etiketinin viral olmasına neden olurken, direnişin toplumsal tabanını genişleterek eylemlerin Kadıköy ve Ankara gibi merkezlere sıçramasını sağladı. BÜLGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nün kapatılması, üniversitedeki çeşitliliğe ve ifade özgürlüğüne yönelik ilk kurumsal tasfiye hamlesi olarak kayda geçti.

Kurumsal Mühendislik ve Yapısal Dönüşüm (Şubat 2021 – Ocak 2022)

Melih Bulu’nun kişisel başarısızlığına rağmen, üniversitenin yapısını dönüştürme hedefinden vazgeçilmedi. Aksine strateji değiştirilerek “Truva Atı” taktiği olarak adlandırılabilecek yapısal müdahalelere girişildi.

Hukuk ve İletişim Fakülteleri: Demografik Müdahale

6 Şubat 2021 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde Hukuk ve İletişim Fakülteleri kuruldu. Üniversitenin stratejik planında yer almayan, senato onayı alınmadan ve fizibilite çalışması yapılmadan tepeden inme bir şekilde kurulan bu fakülteler, akademisyenler tarafından “kadrolaşma aracı” olarak nitelendirildi.

Stratejik Amaç:

Boğaziçi Üniversitesi’nin yönetim şemasına göre Rektör, Senato ve Üniversite Yönetim Kurulu (ÜYK) kararlarıyla sınırlandırılmıştır. Mevcut akademik kadronun muhalif duruşu nedeniyle bu kurullarda istediği kararları çıkartamayan rektörlük için, yeni fakülteler hayati birer araç haline geldi. Dışarıdan atanacak dekanlar ve öğretim üyeleri sayesinde, senatodaki oy dengesinin rektör lehine değiştirilmesi mümkün kılınacaktı.

Hukuki Süreç ve Danıştay Kararı:

Akademisyenlerin ve Türkiye Barolar Birliği’nin açtığı davalarda Danıştay Savcısı, fakülte kurma yetkisinin yasayla düzenlenmesi gerektiğini, Cumhurbaşkanlığı kararıyla fakülte kurulmasının Anayasa’nın 130. maddesindeki üniversite özerkliğine aykırı olduğu yönünde mütalaa verdi. Buna rağmen yürütmeyi durdurma kararları uygulanmadı, fakültelere “vekaleten” atanan dekanlarla idari yapılanma tamamlandı.

Melih Bulu’nun “Gaipliği” ve Naci İnci’nin Yükselişi

15 Temmuz 2021’de, tıpkı atandığı gibi bir gece yarısı kararnamesiyle Melih Bulu görevden alındı. Bu durum Boğaziçi bileşenleri için kısmi bir zafer gibi görünse de, sistemin “kişilerden bağımsız” işlediği kısa sürede anlaşıldı.

Eski kayyumun yerine vekaleten atanan Prof. Dr. Naci İnci, üniversite içinden gelmesine rağmen, Bulu dönemindeki yardımcılığı ve sert politikaları nedeniyle Boğaziçi bileşenlerinin eleştiri oklarının hedefindeydi.

Güven Oylaması Verileri:

Akademisyenler tarafından yapılan güven oylamasında Naci İnci, öğretim üyelerinin %95’inden ret oyu aldı. Üniversite tarihinde bir yöneticiye gösterilen en yüksek güvensizlik beyanı olarak kayıtlara geçen oylamaya rağmen Naci İnci 21 Ağustos 2021’de “asaleten” rektör olarak atandı.

(Sinan Dirlik, direnişin 101. haftasında Boğaziçi Akademisyenleri Can Candan ve Zeynep Kadirbeyoğlu ile konuşmuştu)

“Balyoz Harekatı” ve Naci İnci Dönemi (Ağustos 2021 – 2023)

Boğaziçi bileşenlerinin değerlendirmesine göre Naci İnci dönemi, Melih Bulu döneminin aksine, “iletişim kurmaya çalışma” kaygısı gütmeyen, tamamen bürokratik ve cezalandırıcı bir yönetim anlayışı ve tasfiyelerle karakterize oldu.

Akademik Tasfiyeler: Can Candan ve Feyzi Erçin Vakaları

Yönetim, direnişin sembol isimlerini kampüsten uzaklaştırarak gözdağı vermeyi hedefledi.

  • Can Candan: 14 yıldır ders veren belgesel sinemacı ve öğretim görevlisi Can Candan, 16 Temmuz 2021’de Naci İnci’nin vekalet döneminde görevden alındı. Gerekçe olarak sosyal medya paylaşımları gösterilirken Candan, mahkeme kararıyla görevine iade edilmesine rağmen, rektörlük yargı kararını uygulamayarak veya tekrar işten çıkararak “hukuku dolanma” stratejisi izledi.
  • Feyzi Erçin: Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde yarı zamanlı ders veren ve öğrencilerin hukuk danışmanlığını yapan Feyzi Erçin’in dersleri, “notlandırma sistemindeki adaletsizlik” gibi soyut gerekçelerle iptal edildi.
  • Dr. Üstün Ergüder: Üniversitenin seçilmiş eski rektörlerinden olan Ergüder’in kampüse girişi yasaklandı.

Seçilmiş Dekanların Görevden Alınması (Ocak 2022)

Yönetim, Senato ve ÜYK’daki çoğunluğu ele geçirmek için “seçilmişleri tasfiye etme” stratejisini devreye soktu. 19 Ocak 2022’de, YÖK tarafından alınan bir kararla:

  1. Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yasemin Bayyurt,
  2. Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özlem Berk Albachten,
  3. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Ercan görevden alındılar.

Bu dekanların ortak özelliği, fakülte kurullarında disiplin soruşturmalarına direnmeleri ve rektörlüğün usulsüz atamalarına onay vermemeleriydi. Yerlerine yapılan atamalarla birlikte, üniversitenin en üst karar organları tamamen atanmış yönetimin kontrolüne geçti.

Öğrenci Hareketine Yönelik Adli ve İdari Baskılar

Naci İnci döneminde öğrenciler üzerindeki baskı, disiplin soruşturmalarından ceza davalarına evrilmiştir.

  • Berke ve Perit Davası: Ekim 2021’de Naci İnci’nin makam aracının önünün kesildiği iddiasıyla Berke Gök ve Perit Özen isimli iki öğrenci tutuklanarak 94 gün hapiste kaldılar. “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlamasıyla yargılanan öğrenciler, 2024 yılında beraat ettiler.
  • Disiplin Soruşturmaları: Yüzlerce öğrenciye “rektöre saygısızlık”, “izinsiz gösteri” gibi gerekçelerle uzaklaştırma cezaları verildi, bursları kesildi.

Mekânsal ve Kültürel Hafızanın Silinmesi (2023 – 2024)

2023 yılı itibarıyla mücadele, idari kadrolardan fiziksel mekanlara kaydırıldı. Yönetim, Boğaziçi kültürünü üreten ve yaşatan mekanları hedef aldı.

BÜMED Tahliyesi

Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED), mezunların 2.5 milyon dolarlık bağışıyla inşa edilen Ladim Tesisleri’nden, kira sözleşmesi bahane edilerek 30 Ocak 2023 sabahı polis ve kaymakamlık memurları zoruyla tahliye edildi.

Tahliye işleminin tamamlanmasından saatler sonra İdare Mahkemesi “yürütmeyi durdurma” kararı verdi. Ancak yönetim, “işlem tamamlandı” gerekçesiyle mahkeme kararını fiilen boşa düşürerek tesisi rektörlük kullanımına aldı. Bu olay, mezun ağının üniversite üzerindeki demokratik denetimini kırma girişimi olarak değerlendirildi.

Öğrenci Kulüplerinin Kapatılması ve “İşgal Kafe”

Üniversitenin en canlı damarı olan öğrenci kulüpleri, “odaların boşaltılması”, “etkinlik yasakları” ve “bütçe kesintileri” ile işlevsizleştirilmeye çalışıldı.

2024-2025 döneminde, öğrencilerin fahiş kantin fiyatlarını protesto etmek için kurduğu alternatif “İşgal Kafe” (Dayanışma Kantini) gerekçe gösterilerek, bu girişime destek veren 28 kulüp ve 6 topluluğun faaliyetleri durdurularak, yönetim kurulları görevden alındı. Bu hamle, üniversitenin sosyal ekosistemine yapılan en kapsamlı saldırı niteliğindeydi.

Uluslararası Yankılar ve Akademik Sıralama Savaşları

Uluslararası Akademik Topluluğun Tepkisi

Boğaziçi direnişi, global akademik özgürlük raporlarında geniş yer buldu.

  • Scholars at Risk (SAR): Yayınladığı raporlarda Boğaziçi Üniversitesi’ndeki durumu, “devletin yükseköğretimi ele geçirme operasyonu” ve “akademik özerkliğin ağır ihlali” olarak tanımladı.
  • Magna Charta Observatory ve EUA: Avrupa Üniversiteler Birliği, Türkiye hükümetine çağrıda bulunarak üniversite özerkliğine saygı duyulmasını talep etti, rektör atama usulünün uluslararası standartlarla bağdaşmadığını vurguladı.
  • Vaka Analizleri: Uluslararası literatürde (Örn: European Education dergisi), Boğaziçi örneği “Otoriter rejimlerde akademik direniş” ve “Yeni Otoriteryanizm” başlıkları altında incelenen bir vaka analizi haline getirildi.

Sıralama Manipülasyonu Tartışmaları (QS ve THE)

Rektörlük, 2024 ve 2025 yıllarında QS Dünya Üniversite Sıralamaları’nda yaşanan yükselişi, “yeni yönetimin başarısı” olarak pazarladı. Ancak veriler incelendiğinde bu yükselişin akademik üretkenlikten ziyade metodoloji değişikliğinden kaynaklandığı anlaşıldı.

  • Sürdürülebilirlik Metriği: QS, 2024 metodolojisine “Sürdürülebilirlik” (Sustainability) kriterini eklemiş ve ağırlığını %5 olarak belirledi. Boğaziçi Üniversitesi’nin bu alandaki puanı, genel sıralamayı yukarı çekti.
  • İstihdam Edilebilirlik: Mezunların iş bulma oranındaki başarı (ki bu geçmişten gelen bir mirastır), sıralamayı etkileyen bir diğer faktör olarak öne çıktı.
  • Araştırma Çıktıları: Akademisyenler, nitelikli hocaların ayrılması ve araştırma merkezlerinin kapatılması nedeniyle bilimsel üretimde uzun vadede düşüş yaşanacağını öngörüyorlar. Nitekim CWTS Leiden gibi salt bibliyometrik verilere dayanan sıralamalarda Boğaziçi’nin performansı QS’deki kadar parlak değil.

(Sinan Dirlik, direnişin 3. yılında Boğaziçi Akademisyenleri Can Candan ve Mine Eder ile konuşmuştu)

Öne Çıkan İsimler ve Rolleri

İdari ve Siyasi Aktörler

  • Dr. Melih Bulu: (Krizin katalizörü)“Metallica dinleyen rektör” imajıyla sempati toplamaya çalışsa da, atama biçimi ve kelepçe olayı meşruiyetini sıfırladı. Görevden alındığı günden bu yana kendisinden haber alınamıyor.
  • Dr. Naci İnci: (Krizin derinleştiricisi) Akademisyenlerin itirazına rağmen koltuğu kabul etmesi ve selefinden çok daha sert yöntemler izlemesi (tutuklamalar, ihraçlar), onu tepkilerin odağına yerleştirdi.

Akademik Kıyımdan Örnekler

  • Can Candan: Direnişin görsel hafızası. Kamerasıyla her anı belgelediği için hedef seçildi. Hukuk mücadelesindeki ısrarı, idari keyfiliğe karşı bir emsal oluşturdu.
  • Dr. Cem Say: Bilgisayar Mühendisliği’nin popüler ismi. Senato toplantılarındaki usulsüzlükleri kamuoyuna ifşa etmesi nedeniyle hedef alındı ve Bölüm Başkanlığı görevinden alındı.
  • Dr. Ünal Zenginobuz: Ekonomi Bölüm Başkanı iken asılsız soruşturmalarla görevden uzaklaştırıldı.

Öğrenci Liderleri ve Semboller

  • Berke Gök ve Perit Özen: Tutukluluk süreçleri, öğrenci hareketini sindirme politikasının en somut örneğiydi. Beraatleri, bu politikanın hukuki dayanaksızlığını kanıtladı.
  • Şeyma Altundal: Gözaltına alınırken yerlerde sürüklendiği ve başörtüsünün açıldığı görüntüler, Boğaziçi direnişinin “marjinal grupların eylemi” olduğu argümanını boşa çıkardı.

Hukuki Bilanço ve Yargısal Direniş

Boğaziçi direnişi, Türkiye hukuk tarihinde idare ile yargı arasındaki çatışmanın da bir sahnesi oldu. İdare Mahkemeleri ve Danıştay, çoğu zaman akademisyenler ve öğrenciler lehine kararlar verse de (beraat, işe iade, yürütmeyi durdurma), Rektörlük ve YÖK bu kararları ya uygulamadı ya da şeklen uygulayıp yeni işlemler tesis etti.

Dava Türü Davacı Konu Sonuç Uygulama
İptal Davası Akademisyenler Melih Bulu Ataması Reddedildi Atama geçerli sayıldı.
İptal Davası Eğitim Sen / TBB Hukuk/İletişim Fak. Kurulması Savcı “İptal” dedi Karar bekleniyor / Fakülteler aktif.
İşe İade Can Candan Görevden Alma İşe İade Kararı Tekrar görevden alındı.
Ceza Davası 51 Öğrenci 2911’e Muhalefet / Hürriyeti Tahdit Beraat Öğrenciler aklandı.
Ceza Davası 12 Öğrenci Gökkuşağı Bayrağı Beraat Suç unsuru bulunamadı.
Yürütmeyi Durdurma BÜMED Tahliye İşlemi Yürütmeyi Durdurma Uygulanmadı, tesis boşaltıldı.

Tablo 1: Boğaziçi Direnişi Kapsamında Açılan Temel Davalar ve Sonuçları (2021-2025)

2025 Görünümü: Yeni Normaller ve Devam Eden Kriz

2025 yılına gelindiğinde, Boğaziçi Üniversitesi’nde kriz “kronikleşmiş” bir hal aldı.

Altyapı Çöküşü ve Sel Felaketi

Aralık 2025’te İstanbul’daki sağanak yağışlar sonrası kampüsü su basması, yönetimin kampüs bakımına ve altyapısına gerekli yatırımı yapmadığı eleştirilerini alevlendirdi. Öğrencilerin “Makam aracına bütçe var, altyapıya yok” tepkisi, kaynakların akademik önceliklerden ziyade yönetici konforuna harcandığı algısını güçlendirdi.

Mezuniyet Törenlerinde Süren Protestolar

Temmuz 2025 mezuniyet törenleri, adeta direnişin sönümlenmediğinin kanıtı oldu. Politika Bölümü mezuniyetinde öğrenciler, atanmış bölüm başkanı Selver B. Şahin konuşurken sırtlarını dönerken; Kimya Mühendisliği töreninde “Kayyımlar gidecek biz kalacağız” pankartı açan Berat Kaşkaloğlu’nun diploması ve yüksek lisans hakkı elinden alındı.

5. Yıl ve Ötesi

Boğaziçi akademisyenlerinin 5. yılına giren eylemi, direnişin artık sadece bir rektörlük protestosu değil, Türkiye’de akademik etik değerlerin, liyakatin ve kamusal üniversite fikrinin savunulması adına yürütülen bir “onur nöbetine” dönüştüğünü gösteriyor.

Boğaziçi Üniversitesi Direnişi (2021-2025), Türkiye siyasi tarihinde sivil toplumun devlete karşı özerklik alanını koruma çabasının en kristalize örneklerinin başında geliyor.

Süreç, iktidarın üniversiteyi “fethedilmesi gereken bir kale”, akademik bileşenlerin ise “korunması gereken bir ilkeler bütünü” olarak gördüğü bir zihniyet çatışması olarak berraklaşmış durumda.

Çatışmanın Sonuçları:

  1. Kurumsal Tahribat: Senato yapısı değiştirilmiş, kurumsal hafıza silinmiş, nitelikli akademisyen kaybı yaşanmıştır.
  2. Toplumsal Farkındalık: “Kayyum Rektör” kavramı literatüre girmiş, üniversite özerkliğinin önemi toplumun geniş kesimleri tarafından tartışılır hale gelmiştir.
  3. Hukuki Kazanımlar: Öğrencilerin beraat kararları, barışçıl protesto hakkının kriminalize edilemeyeceğini yargı kararıyla tescillemiştir.
  4. Uluslararası İzolasyon Riski: Akademik özgürlük ihlalleri, Boğaziçi’nin uluslararası işbirliklerini ve itibarını uzun vadede tehdit ediyor.

Boğaziçi Direnişi, sonuç ne olursa olsun, bir üniversitenin sadece binalardan ibaret olmadığını; ilkeler, gelenekler ve bileşenlerin iradesiyle var olduğunu kanıtlayan tarihsel bir vaka olarak kayıtlara geçti.

2026 itibarıyla mücadele, bir “yıpratma savaşı” şeklinde devam ederken, yönetim kadroları elinde tutsa da, üniversitenin “ruhu” teslim alınamadı!

BOĞAZİÇİ DİRENİŞİ GÜNLÜĞÜNDEN…

2 Ocak 2021: Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Prof. Dr. Melih Bulu rektör olarak atandı.

3 Ocak 2021: Öğrenciler, “kayyum rektör” diye nitelendirdikleri Melih Bulu’yu kampüste protesto etmeye başladı.

4 Ocak 2021: Öğrencilerin üniversite içerisindeki direnişinin büyümesi üzerine polis müdahale etti. Güney Kampüs’te izin verilmeyen yürüyüş, Kuzey Kampüs’te devam etti. Öğrencilere biber gazı sıkan polisin üniversitenin giriş kapısına kelepçe vurması da tepki çekti ve direnişin simgesi hâline geldi.

5 Ocak 2021: Protestolara katıldığı belirlenen 20’den fazla öğrenci, evleri basılarak gözaltına alındı. Gözaltındaki öğrenciler, çıplak aramaya direndikleri için darp edildiklerini ifade etti.

Öğretim üyeleri, cübbelerini giyerek rektörlük binasına sırtlarını dönme eylemine başladı. Akademisyenlerin bu protestosu hâlen devam ediyor.

Olayların büyümesi üzerine Melih Bulu, bir televizyon programının canlı yayınına katıldı. “Tepkilerin ardından istifa edecek misiniz” sorusuna Bulu, “Niye istifa edeyim” yanıtını verdi. Kapıya kelepçe takılmasını da Bulu, “Kapı kırıkmış, kapıyı tutturmak için kelepçe takılmış. Öyle bir pratik çözüm bulunmuş” sözleriyle savundu.

6 Ocak 2021: Melih Bulu, katıldığı bir YouTube kanalının canlı yayınında odasından öğrencilere el salladı. Öğrenciler ise yuhalayarak karşılık verdi.

İstanbul Valiliği, öğrencilerin rektörü protesto edecekleri eylemi koronavirüs salgını gerekçesiyle yasakladı. Bunun üzerine öğrenciler, Kadıköy İskelesi önünde eylem yaptı.

8 Ocak 2021: Öğrenciler, kampüste sandıklar kurarak “Boğaziçi Üniversitesi Rektörü demokratik bir seçimle belirlenmelidir” yazılı oy pusulalarıyla, temsili bir seçim yaptı.

9 Ocak 2021: Erdoğan, katıldığı bir açılışta, Gezi Parkı eylemlerine de gönderme yaparak “Biz bu filmi 18 yıldır yüzlerce defa seyrettik. Rutin bir atamayı üniversitelerimizi karıştırmak için fırsata çevirenleri takip ediyoruz. Terör örgütü iltisaklı kişilerin en ön safta yer aldığı bu tür eylemlerin demokrasiyle hak arayışıyla, fikir ve ifade özgürlüğüyle ilgilisi yoktur” sözleriyle Boğaziçi direnişini hedef aldı.

30 Ocak 2021: Üniversitede öğrenciler tarafından hazırlanan bir sergide, Kâbe üzerine şahmeran temalı bir figür ve resmin dört köşesine de gökkuşağı bayrakları asıldı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun olayı eleştiren konuşmalarının ardından 2 öğrenci tutuklandı.

1 Şubat 2021: Üniversite önünde devam eden eylemlerde polisin bir öğrenciye, “Aşağı bak, toplu gezmek yok” diye bağırdığı iddiası üzerine “Aşağı bakmıyoruz” sloganı sembol hâle geldi. Protestolarda 159 öğrenci gözaltına alındı.

6 Şubat 2021: Resmi Gazete’de yayınlanan kararla Boğaziçi Üniversitesi’nde Hukuk ve İletişim Fakülteleri kuruldu.

9 Şubat 2021: Melih Bulu’nun yardımcısı Naci İnci, kampüste öğrencilerin tepkisiyle karşılaştı. “Bölümünüzden iki öğrenci tutukluyken siz hiç utanmıyor musunuz rektör yardımcılığını kabul etmeye? Bu kadar meslektaşınız, yan yana ders verdiğiniz hocalarımız protesto ederken siz nasıl kabul ettiniz böyle bir görevi” soruları üzerine İnci, “Şimdi toplantıya gireceğim, daha sonra sizi dinleyeceğim” diyerek uzaklaştı.

13 Şubat 2021: Hukuk Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. Selami Kuran atandı.

1 Mart 2021: Melih Bulu, rektör yardımcılığını kabul eden fizik profesörü Naci İnci’yi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün başına atadı.

25 Mart 2021: Güney Kampüs’ten Kuzey Kampüs’e geçmeye çalışan 12 öğrenci, LGBTİ bayrağı taşıdıkları gerekçesiyle gözaltına alındı.

19 Nisan 2021: Rektör Melih Bulu, İletişim Fakültesi’ne dekan olarak atandı.

15 Temmuz 2021: Tepkilerin dinmediği üniversitede Melih Bulu, rektörlük görevinden alındı. Bulu’nun yerine rektör vekili olarak Naci İnci atandı.

26 Temmuz 2021: Sinema ve belgesel alanında dersler veren öğretim üyesi Can Candan’ın görevine son verildi.

21 Ağustos 2021: Resmi Gazete’de Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan kararla Naci İnci, Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne asaleten atandı.

26 Ağustos 2021: Resmi olarak görevine başlayan Naci İnci, kampüste öğrencilerle karşılaştı. El sallayarak “Nasılsınız” diye sorduğu öğrenciler İnci’ye, “İyi değiliz. Nasıl iyi olabiliriz sizce? Hâlâ el sallayabiliyorsunuz. Kime selam veriyorsunuz? Hâlâ yüzümüze bakabiliyorsunuz. Utanmadan ‘Nasılsınız’ diye sorabiliyorsunuz” diye tepki gösterdi.

6 Ekim 2021: Rektörlük binası önünde Naci İnci’yi protesto eden öğrencilerden 10 kişi gözaltına alındı. İnci’nin isim isim şikâyet edilmesi sonucu öğrencilerin gözaltına alındığı öğrenilirken, 2 öğrenci tutuklanarak cezaevine gönderildi.

23 Kasım 2021: 4 Ekim günü düzenlenen protestolara katılan 6 öğrenciye, İnci’nin talebiyle Fen-Edebiyat Fakültesi Disiplin Kurulu tarafından okuldan uzaklaştırma cezası verildi.

9 Aralık 2021: Naci İnci, rektörlüğe sırtlarını dönerek eylemlerini sürdüren 16 akademisyen hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.

19 Ocak 2022: Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özlem Berk Albachten, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. R. Metin Ercan ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yasemin Bayyurt görevden alındı.

27 Temmuz 2022: Prof. Dr. Selami Kuran, Hukuk Fakültesi Dekanlığı görevinden istifa etti. Rektör İnci, kendisini vekaleten dekan olarak atadı.

9 Ekim 2022: “Mezunlar Günü Etkinliği” düzenlemek isteyen Boğaziçi Üniversitesi Mezunları Derneği (BUMED), üniversite yönetiminin izin vermediğini belirterek “Boğaziçi tarihine kara leke, ilk kez mezunlar okula alınmadı” açıklamasını yaptı. Etkinlik, Akatlar’daki Sanatçılar Parkı’nda düzenlendi.

22 Ağustos 2022: Ekonomi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ünal Zenginobuz, İnci yönetiminin açtığı soruşturmanın ardından 3 ay görevinden uzaklaştırıldı.

30 Eylül 2023: Rektörlük binasına 1000’inci günde de sırtlarını dönen Boğaziçili akademisyenler, “Bin kere söyledik. Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz” dedi.

2 Nisan 2024: Prof. Dr. Cem Say, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Bilgisayar Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanlığı görevinden alındı.

23 Nisan 2024: Üniversitenin seçimle gelen ilk rektörü Prof. Dr. Üstün Ergüder okula alınmadı.

Benzer İçerikler

spot_img

Son İçerikler

spot_img