16.8 C
İstanbul

Grönland Tartışması Unutulurken Sırada Faroe Adaları mı Var?

Yayınlanma tarihi:

Geçtiğimiz ay ABD Başkanı Donald Trump‘ın güvenlik gerekçesi ile Grönland Adasını ülkesinin topraklarına katma isteği günlerce kamuoyunu meşgul etmiş, Avrupa ile ABD arasında gerilim yaşanmıştı. Trump Davos’ta biraraya geldiği AB yetkilileri ile anlaştığını duyurunca konu gündemden bir anda düşüverdi. Grönland konusu kapandı ama şimdi aynı bölgedeki başka bir sömürge Danimarka’ya baş kaldırabilir: Faroe Adaları…

Tamer Durak Kuzey Kutbunun yeni kriz odağına mercek tutuyor…

Faroe Adaları’nın özgürlük mücadelesi, hem yüzyıllara dayanan bir kültürel direniş hikayesi hem de günümüzün sertleşen Kuzey Kutbu (Arktik) jeopolitiğinin merkezinde yer alan stratejik bir satranç oyunu.

Faroe Adaları’nın Özgürlük Mücadelesi: Kültürel Direnişten Siyasi Özerkliğe

Faroe Adaları, 1388’den beri Danimarka-Norveç birliğinin, 1814’ten itibaren ise doğrudan Danimarka’nın bir parçası. Özgürlük mücadelesi iki ana koldan ilerliyor:

  • Kültürel Uyanış (19. Yüzyıl):

Mücadele önce dille başladı. Danimarka’nın dili ve kültürü baskın hale gelince, 1888 “Noel Toplantısı” ile Faroeliler kendi dillerini ve kimliklerini koruma hareketi başlattılar.

  • 1946 Referandumu ve Özerklik:

  • Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere tarafından işgal edilen adalar, Danimarka ile bağları kopunca kendi kendini yönetmeyi deneyimledi. 1946’da yapılan referandumda halkın %48,7’si bağımsızlık lehine oy kullandı (karşı çıkanlar %47,2). Ancak Danimarka Kralı bu sonucu tanımadı ve parlamento feshedildi. Sonuçta 1948’de “Ev Sahibi Yasası” (Home Rule Act) ile geniş bir özerklik tanındı.
  • Güncel Durum:

Bugün Faroe Adaları; savunma, dış politika ve yargı dışında hemen her konuda bağımsızdır. Kendi bayrağı, parası ve milli marşı vardır. Ancak “tam bağımsızlık” isteyen partiler ile “Danimarka ile birliği” savunanlar arasındaki siyasi denge hala hassastır.

Jeopolitik Bağlantı: “GIUK Hattı” ve Arktik Kapısı

Faroe Adaları’nın ABD ve Grönland ile olan ilişkisi, haritadaki konumunda gizli. Burası, askeri literatürde GIUK Geçidi (Greenland – Iceland – United Kingdom) olarak bilinen kritik boğazın bir parçası.

  • Rusya’yı Durdurma Noktası:

Rus donanmasının Kuzey Filosu’nun Atlantik’e açılabilmesi için bu hattan geçmesi gerekir. Faroe Adaları, bu hattın tam merkezinde bir “dinleme ve izleme istasyonu” görevi görür.

  • NATO Stratejisi:

Danimarka bir NATO üyesidir ve Faroe Adaları üzerinden NATO’ya stratejik derinlik sağlar. Son yıllarda Sornfelli Dağı’na yeniden kurulan NATO radar sistemi, bu önemin bir kanıtıdır.

ABD, Grönland ve “Danimarka Krallığı” Sorunu

ABD’nin (özellikle Trump döneminde tekrar gündeme gelen) Grönland’ı satın alma veya kontrol etme isteği, Danimarka Krallığı’nı oluşturan üç parçayı (Danimarka, Grönland, Faroe Adaları) doğrudan etkilemektedir:

  • Zincirleme Etki: Eğer Grönland ABD etkisine tam olarak girerse veya bağımsızlığını ilan ederse, Danimarka Krallığı’nın jeopolitik ağırlığı çöker. Bu durum, Faroe Adaları’ndaki bağımsızlık yanlılarını “Danimarka bizi artık koruyamaz veya ekonomik olarak destekleyemez” argümanıyla güçlendirir.
  • ABD’nin Alternatif Arayışı: ABD, Grönland’da istediği tam kontrolü sağlayamazsa, Faroe Adaları gibi stratejik noktalarla (ikili savunma anlaşmaları, liman kullanımı vb.) bağlarını güçlendirmeye çalışmaktadır.
  • Ekonomik Kaygı: Grönland ve Faroe Adaları, Danimarka’dan ciddi miktarda yıllık hibe almaktadır. Bağımsızlık durumunda bu boşluğu ABD’nin ekonomik veya askeri yatırımlarla doldurup doldurmayacağı, yerel siyasetin en büyük tartışma konusudur.

Özetle:

Faroe Adaları’nın bağımsızlık yürüyüşü sadece Danimarka ile olan bir iç mesele değil; ABD’nin Rusya ve Çin’e karşı Arktik bölgesinde kurmaya çalıştığı yeni güvenlik kuşağının bir parçası. Grönland üzerindeki her Amerikan hamlesi, Faroe Adaları’nda “bizim geleceğimiz ne olacak?” sorusunu tetikliyor.

Faroe Adaları’nın Rusya İle İlişkisi

Faroe Adaları’nın Rusya ile olan balıkçılık ilişkisi, aslında “küçük bir adanın devler ligindeki hayatta kalma mücadelesi” olarak okunabilir. Bu konu, NATO ve Avrupa Birliği ile adalar arasında ciddi bir diplomatik krize dönüştü.

İşte bu gerilimin perde arkasındaki kritik noktalar:

  1. Ekonomik Zorunluluk vs. Jeopolitik Sadakat

Faroe Adaları ekonomisinin yaklaşık %90’ı balıkçılığa dayanır. Rusya, Faroe Adaları için sadece bir komşu değil, aynı zamanda en büyük pazarlardan biri.

  • Balık Takası:

Faroe Adaları, Rus sularında morina avlarken; karşılığında Rus gemilerine kendi sularında mavi mezgit ve uskumru avlama izni verir.

  • Ambargo Karşıtı Tavır:

Ukrayna işgali sonrası Batı dünyası Rusya’ya ağır yaptırımlar uygularken, Faroe Adaları bu balıkçılık anlaşmasını her yıl yenilemeye devam etti. Bu durum, NATO müttefiki olan Danimarka ve AB içerisinde “ihanet” olarak yorumlandı.

  1. NATO’nun “Truva Atı” Korkusu

NATO’yu en çok endişelendiren konu balık değil, o balığı tutan gemilerin kapasitesi.

  • Casusluk Şüphesi:

Rus balıkçı gemileri, modern sonar ve radar sistemleriyle donatılmış durumda. NATO stratejistleri, bu gemilerin balık avlamak yerine su altındaki fiber optik internet kablolarını ve NATO denizaltılarını izlediğinden şüpheleniyor.

  • Stratejik Limanlar:

Rus gemilerinin Faroe limanlarına tamir ve yakıt ikmali için serbestçe girmesi, “arka kapıdan sızma” riski olarak görülüyor. Özellikle GIUK hattının tam ortasında bu kadar çok Rus gemisinin bulunması güvenlik bürokrasisini alarma geçirmiş durumda.

  1. “Kendi Kaderini Tayin” Silahı

Faroe hükümeti, bu eleştirilere karşı çok net bir duruş sergiliyor: “Eğer balıkçılık anlaşmasını bozarsak ekonomimiz çöker ve Danimarka bize bu kaybı ödemez.”

  • Faroe Adaları, bu krizi Danimarka’dan daha fazla özerklik koparmak için bir kaldıraç olarak kullanıyor. “Kendi dış politikamızı kendimiz belirleriz” mesajını Rusya üzerinden Batı’ya veriyorlar.
  • Demokratik İroni:

Bir NATO toprağında (Danimarka Krallığı içinde), Rus gemilerinin serbestçe dolaşması, Batı’nın Rusya’yı izole etme stratejisindeki en büyük deliklerden biri haline geldi.

Son Gelişme: Kısıtlamalar Başladı

Artan baskılar sonucunda Faroe hükümeti 2024-2025 döneminde bazı tavizler vermek zorunda kaldı:

  • Rus gemilerinin limanlardaki faaliyetlerine kısıtlama getirildi.
  • Sadece balıkçılıkla doğrudan ilgili faaliyetlere izin verilmeye başlandı (bakım-onarım kısıtlandı).
  • Ancak anlaşma tamamen iptal edilmedi; bu da Faroelilerin “ne tam Batılıyız ne de Rusya’ya kapıları kapatırız” şeklindeki pragmatik duruşunu koruduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak; Faroe Adaları, Rusya ile yaptığı bu “balık diplomasisi” sayesinde hem karnını doyuruyor hem de Danimarka ve ABD’ye karşı “benimle masaya oturmak zorundasınız” diyor.

Sizce bu kadar stratejik bir bölgede, ekonomik bağımsızlık uğruna askeri riskler almak uzun vadede Faroe Adaları’na tam bağımsızlık mı getirir, yoksa büyük güçlerin arasında ezilmelerine mi yol açar?

Kaynaklar:

  • The Arctic Institute (Center for Circumpolar Security Studies)
  • NATO Review
  • High North News: Kringvarp Føroya (Faroe Adaları Yayın Kurumu): .
  • CFR (Council on Foreign Relations)
  • Danish Institute for International Studies (DIIS)
  • Government of the Faroe Islands (Løgmansskrivstovan)
  • Britannica ve Political Handbook of the World

 

Benzer İçerikler

spot_img

Son İçerikler

spot_img