ABD ve Sovyetler Birliği arasında 1991 yılında stratejik silahların azaltılması ve sınırlandırılmasına yönelik imzalanan Start I anlaşması 2009’da sonlandığında, dönemin ABD başkanı Barack Obama ve dönemin Rusya devlet başkanı Dimitrı Medvedev’in imzalarıyla karşılıklı olarak stratejik nükleer silahların azaltılmasını içeren yeni bir anlaşma imzalandı: New Start. 26 Ocak 2011 yılında yürürlüğe giren New Start, 5 Şubat 2026 itibarıyla sona erdi. Tamer Durak, New Start sonrası yeni bir nükleer çağın şafağında dünyayı bekleyen geleceğe mercek tutuyor…
2026 – Kontrolün Sonu
5 Şubat 2026 sabahı dünya, yarım asırlık nükleer denetim mimarisinin resmen çöktüğü, kuralsız ve karanlık bir gerçekliğe uyandı. Soğuk Savaş’ın en gerilimli dönemlerinden bu yana ilk kez, küresel nükleer envanterin %90’ını kontrol eden iki dev güç —ABD ve Rusya— hiçbir yasal kısıtlama, karşılıklı veri paylaşımı veya yerinde denetim mekanizması olmaksızın karşı karşıya kalmış durumda. New START’ın sona ermesi sadece teknik bir anlaşmanın bitişi değil; nükleer dengede “öngörülebilirliğin” yerini mutlak bir stratejik körlüğe bıraktığı, güvenliğin hukukla değil, sadece liderlerin öngörülemez hamleleriyle sağlandığı yeni bir dönemin ilanıdır.
Sayıların Ötesindeki Tehlike: “Yükleme” Kapasitesi ve Stratejik Körlük
Anlaşmanın bitişiyle birlikte, askeri planlamacıların masasına oturan en büyük risk “upload” (yükleme) kapasitesi. Yıllardır nükleer füzeler, New START limitlerine uymak için kapasitelerinin çok altında savaş başlığı taşıyordu. Ancak artık bu diplomatik valf tamamen söküldü. Savunma planlamacılarını “en kötü senaryo” döngüsüne hapseden bu durum, stratejik paranoyayı kurumsallaştırma riski taşıyor.
Veriler durumun vehametini kanıtlıyor: ABD, mevcut Minuteman III ve Trident II füzelerini yeniden donatarak 1.550 olan konuşlandırılmış savaş başlığı sayısını kısa sürede 3.700’e çıkarabilir. Rusya’nın ise benzer bir hamleyle 2.800 başlığa ulaşabileceği öngörülüyor.
“New START’ın sunduğu denetim çerçevesi, ‘spekülasyonu’ somut ‘bilgiye’ dönüştüren bir mekanizmaydı. Denetimin sona ermesi, her iki tarafın da rakiplerinin niyetlerini karanlıkta tahmin etmeye çalıştığı bir körlük yaratarak istikrarsızlığı tetikliyor.”
Bilim Kurgudan Gerçeğe: “Egzotik” Silahlar ve Altın Kubbe (Golden Dome)
Nükleer satranç tahtası, Karşılıklı Garantili İmha (MAD) doktrinini sarsan yeni teknolojilerle yeniden şekilleniyor. Rusya, klasik savunma sistemlerini etkisiz kılacak “egzotik” silahlar peşindeyken; ABD, “Golden Dome” (Altın Kubbe) projesiyle aşılmaz bir kalkan vizyonu sunuyor.
Rusya, 21 Ekim 2025’te 15 saatlik başarılı test uçuşunu tamamlayan ve 14.000 km menzile ulaşan nükleer enerjili cruise füzesi Burevestnik ile sınırsız bir vuruş kapasitesi sergiledi. Buna ek olarak, deniz altında radyoaktif tsunamiler yaratabilen otonom Poseidon aracının 2026 başında Belgorod denizaltısı aracılığıyla Pasifik’te göreve başlaması bekleniyor. ABD ise buna karşı, “boost phase” (fırlatma aşaması) sırasında füzeleri durduracak uzay tabanlı önleyiciler ve terminal aşamada hedef ayırımı yapabilen Next-Generation Interceptor (NGI) sistemlerinden oluşan devasa bir mimari inşa ediyor.

Ancak bu teknolojik yarış, endüstriyel gerçeklerin duvarına çarpıyor. ABD’nin 1,5 trilyon dolarlık modernizasyon hamlesi; tersanelerdeki 140.000 kalifiye işçi açığı nedeniyle ciddi yara almış durumda. Columbia sınıfı denizaltıların teslimatı 17 ay gecikerek en erken 2029’a ertelenirken, Sentinel ICBM projesinin 2033’ten önce operasyonel olması beklenmiyor.
Üç Cisim Problemi: Çin Faktörü ve Diplomatik Kilitlenme
Nükleer dünya artık iki kutuplu bir denklemden, çözümü imkansıza yakın bir “üç cisim problemine” dönüştü. Çin, 2030’a kadar 1.000 savaş başlığına ulaşma hedefiyle cephaneliğini hızla genişletiyor. Washington, Çin’in de dahil olmadığı hiçbir anlaşmanın anlamlı olmayacağını savunurken, Pekin yönetimi “matematiksel gerçekliği” öne sürerek masayı reddediyor.
Çin’in argümanı net: ABD ve Rusya’nın toplamda 5.000’den fazla başlığa sahip olduğu bir dünyada, 500-1.000 başlığa sahip bir gücün kısıtlamaları kabul etmesi stratejik bir intihardır. Bu durum, Washington’un Rusya’yı kısıtlarken Çin’in serbestçe büyümesine izin verme korkusunu besliyor ve nükleer diplomasiyi bir çıkmaza sürüklüyor.

Nükleer Şemsiye Çatlıyor mu? Bölgesel Domino Etkisi
Büyük güçler arasındaki denetim rejiminin çöküşü, nükleer müttefiklerin “şemsiye” altındaki güvenini sarsıyor. 2026 NPT Gözden Geçirme Konferansı yaklaşırken, nükleer yayılmanın önlenmesi rejimi tarihinin en büyük sınavıyla karşı karşıya.
Güney Kore, Japonya, Polonya ve İsveç gibi ülkelerde “egemen nükleer caydırıcılık” tartışmaları artık bir tabu olmaktan çıkıp devlet politikası haline gelmeye başladı. Büyük güçlerin kendi aralarındaki kısıtlamaları kaldırması, bölgesel aktörleri kendi başının çaresine bakmaya iten bir domino etkisini tetikliyor.
Görünmez Tehlike: Siber Saldırılar ve Yapay Zeka
Modern nükleer çağın en korkutucu unsuru füzelerden ziyade, onları kontrol eden sinir sisteminin kırılganlığıdır. New START’ın sona ermesiyle birlikte, teknik hataları ve siber krizleri yönetebilecek yegane platform olan İkili Danışma Komisyonu (BCC) da tarihe karıştı.
Yapay zekanın karar destek süreçlerine entegre edilmesi ve “sensörden atıcıya” süresinin saniyelere inmesi, bir siber müdahalenin veya yanlış bir sensör verisinin otomatik bir nükleer yanıtı tetikleme riskini her zamankinden daha gerçek kılıyor. Artık fiziksel bir saldırı olmaksızın, bir erken uyarı uydusunun siber yolla “kör edilmesi” dahi küresel bir felaketi başlatabilir.
Sonuç: Kuralların Olmadığı Bir Gelecek
Dünya, nükleer silahsızlanma idealizmini temsil eden “Prag Gündemi“ni terk ederek, sert rekabet ve mutlak savunma odaklı “Anchorage Gündemi”ne kesin bir geçiş yaptı. New START sonrası bu dönem, kuralların yerini belirsizliğin aldığı tehlikeli bir interregnum (fetret devri) niteliğinde.
Stratejik istikrar artık imzalı kağıtlarla değil, liderlerin soğukkanlılığı ve teknolojik üstünlük arayışlarıyla dengelenmeye çalışılacak. Bu yeni çağda şu yakıcı soru geçerliliğini koruyor: Güvenliğimiz artık hukukla değil, sadece liderlerin öngörülemez dengesiyle mi korunacak?
Kaynaklar:
https://mid.ru/en/press_service/spokesman/official_statement/2076815/
https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2021/690523/EPRS_BRI(2021)690523_EN.pdf
https://cepa.org/article/the-start-of-the-end-the-end-of-new-start/
https://www.theguardian.com/world/2026/feb/03/expiry-nuclear-weapons-pact-us-russia-arms-race
https://www.nti.org/analysis/articles/the-end-of-new-start-from-limits-to-looming-risks/
https://vcdnp.org/end-of-new-start/
https://en.wikipedia.org/wiki/Golden_Dome_(missile_defense_system)
https://www.congress.gov/crs_external_products/R/PDF/R41219/R41219.61.pdf
https://www.russiamatters.org/analysis/there-life-after-new-start
https://now.tufts.edu/2026/01/29/new-start-treaty-ending-what-does-mean-nuclear-risk
http://en.kremlin.ru/events/president/news/78394
https://www.congress.gov/crs-product/IF13115
https://www.chinadailyasia.com/article/628516
Kapak Görseli: Hulki Okan Tabak







