Yapay zeka şirketlerinin dil modellerini geliştirmek için uluslararası sahaf piyasalarından milyonlarca nadir kitabı fiziksel olarak satın alıp dijital ortama geçirdikten sonra yok ettiklerine ilişkin iddialar dünya gündemini sarstı. “Panama Operasyonu” adı verilen bu küresel operasyon, insanlığın ortak kültürel hazinesinin yapay zeka şirketlerinin tekeline geçirilmesiyle sınırlı sonuçları olan bir eylem değil. Bu, aynı zamanda gelecek yıllarda kötü ellerde insanlık hafızasının eğilip bükülerek yeniden yazılması tehlikesini de getiriyor. Batur Fatih İlhan bu hafta dünyayı sarsan Panama Operasyonu’nun ayrıntılarını derledi.
Haarlem’de Bir Sahaf Dükkânı ve Duvardaki İlk Çatlak
Hollanda’nın kanal kıyısındaki sakin kasabası Haarlem’de, De Vries & De Vries adlı antikacı dükkânının sahibi Pieter de Vries, bir sabah açtığı e-postayla, tozlu raflarını on yılın en az anlaşılmış ve en sonuçları ağır sanayi operasyonlarından birine bağlayacağını bilmiyordu.

Kendisini sadece “Nataly” olarak tanıtan ve Singapur merkezli 2077AI adlı bir şirketi temsil eden gönderici, üç bin ISBN numarasından oluşan bir liste iliştirmişti: 1999 tarihli bir jeomekanik monografisi, 2021 basımı bir İrlanda folkloru akademik incelemesi, seramiklerde lazer şok peklemeye (sıkıştırma) dair niş bir 2018 mühendislik kitabı. Listede tematik bir mantık, koleksiyonerlik zevki ya da yeniden satış stratejisi yoktu. De Vries, İsviçre, İspanya ve Almanya’daki meslektaşları gibi, önce bunu spam sanıp göz ardı etti. Ama değildi. Bu, on yılın en az bilinen ve sonuçları en ağır sanayi operasyonlarından birinin ön keşif adımıydı: Anthropic’in mahkeme dosyalarında ortaya çıkan ve şirketin kendi iç belgelerinde “dünyadaki tüm kitapları yıkıcı bir şekilde taramak” olarak tanımlanan Panama Operasyonu (Project Panama). Aynı belgede yer alan ve artık operasyonun kendi kendine yazdığı fezleke haline gelen satır ise şuydu: “Bunu yaptığımızın bilinmesini istemiyoruz.”
Scanslaughter: Fiziksel Kitabın Sanayileşmiş İnfazı
Mahkeme kayıtlarının ve sızan planlama belgelerinin tarif ettiği şey, konvansiyonel anlamda bir dijitalleştirme değil, sayılamaz. Daha çok, silinme işi için kurulmuş bir montaj hattına benziyor gibi. Toplu olarak satın alınan kitaplar -ikinci el kitapçılardan, kütüphane elden çıkarmalarından ve giderek daha çok, sıradan koleksiyonerin ilgisini çekmeyecek kadar niş stoklara sahip küçük Avrupalı sahaflardan- işleme tesislerine sevk edilmekte, burada hidrolik kesme makineleri ile ciltleri kesilmekte, sayfalar yüksek hızlı endüstriyel tarayıcılardan geçirilmekte ve geriye kalan, artık kitap sayılamayacak kâğıt yığınları geri dönüşüm firmalarına teslim edilerek hamura dönüştürülür durumda. Anthropic‘in kendi tedarikçi teklif metinlerinde altı aylık bir dönemde 500 bin ile iki milyon arasında cildin dönüştürülmesinden bahsedildiği ortaya çoktandır çıkmış halde. Avrupalı sahaflar arasında dolaşan ve henüz tam doğrulanmamış bazı iddialar, bu işlemin bir kısmının Polonya ve Romanya’daki isimsiz depolarda gerçekleştiğini ileri sürüyor ki bu iddia teyit edilirse, Avrupa’nın analog kültürel belleğinin sanayileşmiş imhasının, o belleği üreten kıtanın kendi topraklarında sessizce yürütüldüğü anlamına gelecek. Depoların tam konumuna dair her ayrıntı (henüz) doğrulanmasa da sürecin temel mekanizması artık spekülasyon değil: Bir şirketin kendi belgelerinde, kendi diliyle tarif edilen sahih bir gerçek(lik).
Neden Şimdi: Veri Duvarı ve “Gölge Bilgi” Avı
Panama Operasyonu’nun altındaki can sıkıcı ekonomik gerçek, internetin, yani büyük dil modellerinin inşa edildiği ham maddenin tükenmekte olması denilse yeri. Forumları, sosyal medyayı ve düşük çabalı web içeriğini yıllarca kazıyan yapay zekâ şirketleri, kendilerini bolca gürültü ve giderek azalan sinyalle baş başa bulmuş. Model geliştiricileri, çok geç fark edilen bir hakikatle yüz yüze gelmiş: İhtiyaç duydukları akıcılık ve muhakeme kapasitesi “internet dilini” taklit ederek öğretilemez; bunun yerine editoryal titizlikle yazılmış, argümantatif olarak sağlam, insan düşüncesinin en rafine biçimini taşıyan metinlerle, yani kitaplarla öğretilmesi gerekliliği. Özellikle de hiçbir zaman dijitalleştirilmemiş, belirli bir bölgeye veya dile özgü, eski ve niş kitaplar ile. Sektörün bugün en çok arzuladığı şey işte bu “gölge bilgi”: İnternette hiçbir yerde bulunmayan, Haarlem’deki veya Zürih’teki bir rafta tek bir kırılgan fiziksel nesnenin içinde saklı kalmış (hazine) metinler. Bu gölge bilgiyi eğitim verisine ilk çevirenin, rakiplerinin asla kopyalayamayacağı bir avantaj elde edeceği gün gibi aşikâr. Çünkü inşa edildiği ham madde artık kopyalanacak fiziksel bir varlık olarak dünyada mevcut değil. Sektör içinden sızan tabirle bu, aşılması imkânsız bir “bilgi hendeği” (information moat) yaratıyor. Aramızdaki sahaf hafiyeleri bunu çok iyi anlayacaktır…
Hukuki İllüzyon: Adil Kullanım Kılığında Bir Kaçış
Panama Operasyonu’nun cüreti, bir federal yargıcın istemeden meşrulaştırdığı hukuki bir teknik ayrıntıya yaslanıyor. Bartz v. Anthropic davasında mahkeme, Anthropic’in korsan yollardan edindiği dijital kitaplarla, yasal olarak satın aldığı fiziksel kitapları birbirinden keskin biçimde ayırmış; ikincisinin eğitim amaçlı kullanımını “muazzam ölçüde dönüştürücü” bularak adil kullanım kapsamına almış. Bu kararın içine gömülü olan ve daha az tartışılan ikinci bir ilke ise, “ilk satış doktrini”nden ödünç alınmış: Bir fiziksel kopyayı yasal olarak satın aldığınızda, genel olarak onu değiştirme, yok etme veya yeniden amaçlandırma hakkına sahip olursunuz. AI şirketleri bu boşluğu icat etmemişler ama onu sanayileştirmişler; ikinci el kitapçılığı korumak için yazılmış bir yasayı, matbu kaydın toptan tasfiyesine kılıf olarak kullanmışlar. Avrupa tablosu daha da vahim. Avrupa Birliği’nin telif çerçevesi, hak sahiplerine metin ve veri madenciliği konusunda bir “vazgeçme” hakkı tanısa da bu hak yalnızca zaten dijitalleştirilmiş materyal için geçerli; Haarlem’deki bir rafta duran, henüz dijitalleşmemiş fiziksel bir kitap bu korumadan tamamen muaf çünkü yasa hiçbir zaman birinin bir kitabı özellikle yok etmek amacıyla satın almak isteyebileceğini öngörmemiş. Sonuç, bir yargı yetkisi aklama düzeneği: Hukuki koruması olmayan ham fiziksel nesneyi Avrupa’da elde et, Amerikan tarama tesislerine taşı ve Avrupalı yasa koyucuların hiç öngörmediği bir Amerikan adil kullanım kararıyla kutsanmış veri olarak geri çık. Ne güzel dünya!?

Algoritmik Sömürgecilik ve Kaybolan Gerçeklik Zemini
Zurnanın zırt dediği yere geldik; işbu hikâyeyi salt bir telif hakkı ihtilafından öteye taşıyan şey, insanlığın tarihsel kaydına yaptığı etki. En az online temsil edilen materyal -yerel folklor, azınlık dilleri, teknik gelenekler- şu anda AI şirketlerinin en agresif şekilde avladığı materyal çünkü tam da bu materyal en büyük rekabet avantajını sunmakta. Bir eserin dünyada hayatta kalan tek fiziksel kopyası hamura dönüştüğünde, o bilgiye dair kalan tek iz, özel bir şirketin model ağırlıkları içinde filtrelenmiş, sıkıştırılmış ve eğitim sürecinin neyi koruyup neyi çarpıtacağına dair verdiği kararlarla biçimlenmiş bir istatistiksel gölgeden ibaret kalır. Bu, tarihsel bir emsali olmayan bir kültürel sömürü biçimi çünkü bir kültürün ürününü yalnızca temellük etmekle kalmaz, orijinal eserin kendisini de tamamen silebilir ve geride sadece şirket mülkiyetindeki bir istatistiksel yansımasını bırakabilir. Tarihçilerin bu durumu Orwell’in Gerçek Bakanlığı’na benzetmesi, tesadüf değil; kendi geçmişinin dışa aktarımını denetlemeyi bırakan bir toplum, o geçmişin nasıl hatırlanacağı konusunda da denetimini kaybeder. Örnekleri var.

İnsan-AI İşbirliğinin Gideceği Yön: Simbiyoz mu, Yutulma mu?
Bu tabloda en çok göz ardı edilen soru, teknik değil felsefi: Eğer analog kaydın fiziksel temeli sistematik olarak ortadan kalkarsa, insanlığın kendi geçmişiyle ilişkisi nasıl bir hâl alır? Bugün AI modelleri hâlâ insan üretimi kaynaklardan öğreniyorlar ama kaynaklar tükendiğinde ve dijital olmayan bilgi tamamen özel algoritmaların filtresinden geçmiş hâliyle arşivlendiğinde, gelecekteki insan nesilleri kendi tarihlerini doğrulamak için elinde orijinal kaynak değil, bir şirketin ürettiği bir versiyon bulacak kuşku yok ki. Bu, insan ile yapay zekâ arasındaki ilişkinin bir işbirliğinden bir bağımlılığa kayması: AI’lar sadece yardımcı araçlar olmaktan çıkıp, gerçeğin tek erişilebilir saklayıcısı hâline gelebilir. Robotların “dünyayı ele geçirmesi” senaryosu bilim kurgusal bir abartı olsa da gerçek risk daha sinsi ve daha gerçekçi: O da dünyayı fiziken ele geçirmeye gerek kalmadan, dünyanın hafızasının tek yorumcusu olmak…
Krize Karşı Yapısal Bir Çerçeve
Bu tahribatı durdurmak için salt yasaklayıcı tepkilerin ötesine geçen, teşvik temelli ve teknolojik olarak uygulanabilir mekanizmalara ihtiyaç yok mu sizce de? Öncelikle, nadir eserlerin taranmadan önce üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü dijital ikizlerinin çıkarılmasını ve bu ikizlerin açık, kâr amacı gütmeyen bir dünya kütüphanesi konsorsiyumunda saklanmasını zorunlu kılan bir “dijital ikiz önce, imha sonra” standardı getirilebilir; böylece bir kitap fiziksel olarak yok edilse bile, insanlığın ona erişimi tek bir şirketin tekelinde kalmaz. İkinci olarak, AI eğitiminde kullanılan her nadir veya tek kopya eserin kaynağının izlenebilir, kamuya açık bir “veri kökeni” (data provenance) kaydına bağlanması sağlanmalı; bu, hangi şirketin hangi eseri hangi amaçla topladığını şeffaf hâle getirerek gizli operasyonları kamusal denetime açar. Üçüncü olarak, hükümetler ve UNESCO gibi kurumlar, dünya çapında beşten az kopyası kalan eserlerin “ticari amaçlı yıkıcı tarama” için satın alınmasını, satıcının bunu bilmesi şartıyla, ayrı bir suç kategorisi olarak tanımlayabilir; böylece hukuki boşluk, eserin nadirliği kriteriyle kapatılır. Son olarak, AI şirketlerinin nadir eser taramasından elde ettikleri ticari değerin bir kısmının, o eserleri koruyan sahaflara, kütüphanelere ve kültürel kurumlara geri aktarılmasını sağlayan bir “veri temettüsü” mekanizması kurulabilir; bu, imhayı tamamen durdurmasa da, en azından kültürel mirasın tek yönlü bir sömürüye dönüşmesini önler ve AI şirketlerini kültürel koruma sürecinin bir ortağı, yalnızca bir tüketicisi olmaktan çıkarır. Panama Operasyonu’nun gerçek dersi, teknolojinin şeytani ölçekte kötü olması değil, denetimsiz hızın her zaman en kırılgan ve en az korunan şeyi, bu durumda insanlığın kendi hafızasını, ilk kurban seçmesi. Kurtarılırsa ne âlâ!
Kaynakça:
- Project Panama: How Big AI Is Systematically Destroying Rare Books to Own the Future – 2026 Nomination Summary: Investigative Reporting.
- AI Training Document Digitization | AI Document Scanning – ARC Document Solutions.
- AI and Publishing: FAQ for Writers – Jane Friedman.
- AI companies buy books en masse to train language models, then destroy them – Vreme.
- AI firms’ mass purchase and destruction of books for model training fuels copyright debate – Anadolu Agency (Anadolu Ajansı).
- Anthropic Knew the Public Would Be Disgusted by How It Was Destroying Physical Books, Secret Documents Reveal – Futurism.
- Anthropic destroyed millions of print books to build its AI models – Reddit (r/books).
- Anthropic didn’t want us to know that they were destroying millions of books to feed their software. – Literary Hub.
- Anthropic possibly purchased 1 million print books for scanning and AI model training – Jane Friedman.
- Anthropic ripped up millions of books to train AI – Tech Brew.
- Anthropic’s ‘secret plan’ to ‘destructively scan all the books in the world’ revealed by unredacted files – Reddit (r/technology).
- Around the Book World: Monday, July 6th, 2026 – Publishing Perspectives.
- Copyright Office Weighs In on AI Training and Fair Use – Skadden, Arps, Slate, Meagher & Flom LLP.
- Inside a tech company’s secretive plan to destroy millions of books – Reddit (r/technology).
- Engineering Report: High-Performance JVM-Native Interoperability via Project Panama – Teknik Rapor.
- Fair Use and Artificial Intelligence 2026 Update – Copyright Corner (Ohio State University).
- Foreign Function & Memory API (FFM API) vs JNI: Straight Talk from the Field – Medium.
- From JNI to FFM: The future of Java‑native interoperability – IBM Developer.
- Guide to Java Project Panama – Baeldung.
- Making Lucene faster with vectorization and FFI/madvise – Elasticsearch Labs.
- IBM Semeru jextract user guide – IBM Support.
- The Lost Libraries: How Silicon Valley’s ‘Project Panama’ Is Systematically Destroying Human History to Control the Future – Bağımsız Araştırmacı Yayıncı.
- Ingram lets publishers opt out of sales to AI companies. Too bad that won’t work. – Josh Bernoff (Daily Blog).
- Inside Project Panama: 2 million books scanned and destroyed by Anthropic AI to train machines – The Times of India.
- JExtract, the magical tool for interoperability between languages – yCrash.
- Java 21 Foreign Function & Memory API: The Modern Way to Call Native Code – LearningFromExperience.
- Java Foreign Function & Memory API (FFM API) – Tutorial – HappyCoders.eu.
- MYRA stack – modern JAVA FFM based libraries – roray.dev.
- Major Publishers Challenge AI Training Practices in Landmark Copyright Suit Against Meta – Holland & Knight.
- Inside an AI start-up’s plan to scan and dispose of millions of books – Washington Post (Özet Alıntı).
- Out of the Shadow Library: Fair Use and AI Training Data – Baker Botts.
- Project Panama Mahkeme Dosyaları İncelemesi (Bartz v. Anthropic Davası) – Hukuki Analiz Notu.
- Project Panama: Powering AI/ML in the Java Ecosystem – Deep Netts.
- Rare book dealers fear tech firms are destroying obscure editions to train AI models – NL Times.
- First they came for the newspapers and now AI firms are buying thousands of books to train models – TRT World.
- The Shadow Ingestion: Covert Post-Digital Book Acquisition and the Industrialization of Destructive Scanning in AI Model Training – Akademik Makale.
- Welcome to Panama – SoftwareMill.
- Zoom Books Responds To Accusations of Selling Books For AI Scraping – Publishers Lunch.
- Zoom Books buys and destroys thousands of old books to train AI algorithms – Reddit (r/books).



