21.7 C
İstanbul

Hantavirüs: Kapıda Yeni Bir Pandemi mi Var?

Yayınlanma tarihi:

Dünya, henüz COVID-19’un psikolojik ve ekonomik enkazını üzerinden tam olarak atamamışken, Güney Atlantik’in ortasından gelen bir haber küresel sağlık otoritelerini alarm durumuna geçirdi. Arjantin kıyılarından havalı bir keşif gezisi için demir alan MV Hondius adlı lüks yolcu gemisi, bir anda “yüzer bir laboratuvara” ve korkunun merkez üssüne dönüştü. Gemideki gizemli ölümlerin arkasından çıkan Andes virüsü, akıllara o korkutucu soruyu getirdi: Hantavirüs ile yeni bir küresel pandemi mi başlıyor? Batur F. İlhan hazırladı.

Hantavirüs: “Sessiz” Ama “Ölümcül” Bir Düşman

Aslında Hantavirüs tıp dünyası için yeni bir isim değil; Kore Savaşı’ndan, 1950’lerden beri “Kore Kanamalı Ateşi” olarak biliniyor ve genellikle fare gibi kemirgenlerin atıklarıyla temas sonucu insanlara bulaşıyor. Daha da geriye gidersek hastalık 900 yıl öncesinin Çin kaynaklarında tanımlanıyor.

Virüs 1978 yılında Kore’de Hantaan nehri civarında bir kemirgenden izole edilmesiyle daha yakından gözlemlenebildi ve nihayet 1983 yılında DSÖ tarafından resmen tanımlanarak “Renal Sendromla Seyreden Kanamalı Ateş” RSHA adı verildi. Sonraki yıllarda Asya’dan Avrupa’ya bir çok ülkede farklı hanta virüs tipleri gözlemlendi. 1993 yılında ABD’de Four Corners bölgesinde ciddi solunum yolu bulgularıyla seyreden bir salgın görüldü. Salgın sırasında bölgedeki kemirgenlerden sin nobre adı verilen yeni bir hanta virüs izole edildi ve bu yeni tabloya da “Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendrom (HKPS)” adı verildi. İnsandan insana geçiş; 1996 yılında, Arjantin’de Andes virüsünün neden olduğu HKPS salgını sırasında tespit edildi.

İşte MV Hondius vakasını diğerlerinden ayıran ve manşetlere taşınan çok kritik bir detay var: Andes suşu. Bu varyant, hantavirüs ailesi içinde insandan insana sınırlı da olsa bulaşabildiği bilinen tek tür olarak kayıtlara geçti.

Virüsün etkisi ise tam anlamıyla sarsıcı. Akciğerleri hedef alan varyantlarda ölüm oranı %40 ile %50 arasında seyrediyor. Bu, COVID-19 ile kıyaslandığında çok daha yüksek bir mortalite hızı anlamına geliyor. MV Hondius’ta şu ana kadar tespit edilen 8 vakadan 3’ünün hayatını kaybetmiş olması, tehlikenin boyutunu açıkça gözler önüne seriyor.

Kuluçka Süresindeki Büyük Risk: 45 Günlük Belirsizlik

Uzmanları asıl endişelendiren nokta, virüsün 1 ila 8 hafta arasında değişebilen, hatta bazen 45-60 güne kadar uzayan kuluçka süresi. Gemideki yolcuların çoktan 12 farklı ülkeye dağılmış olması, takip sürecini tam bir köşe kapmacaya çevirdi. Türkiye’nin en çok izlenen içerik üreticilerinden Ruhi Çenet’in de o gemide olması ve Türkiye’ye döndükten sonra bir düğüne katılması, ülkemizdeki endişe dozunu artırdı. Çenet, testlerinin negatif çıktığını açıklasa da bilim insanları uyarıyor: Virüs kuluçka döneminde kendini gizleyebilir ve bu süreçte “süper bulaştırıcılar” eliyle fark edilmeden yayılabilir.

Dünya Gerçekten Bir Pandemi Riskiyle Karşı Karşıya Mı?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), mevcut durumu “ciddi” olarak tanımlasa da toplum geneli için riskin şimdilik düşük olduğunu savunuyor. Bunun temel sebebi, Andes virüsünün insandan insana bulaşmasının çok yakın ve uzun süreli temas gerektirmesi; yani koronavirüs gibi havada kolayca asılı kalarak kitlesel bir hızla yayılma yeteneğinin henüz kanıtlanmamış olmasıdır. Yine de bazı bağımsız araştırmalar, virüsün aerosoller yoluyla solunumla geçebileceğine dair “güçlü kanıtlar” olduğunu iddia ederek bu iyimser tabloyu sorguluyor.

Türkiye Hazır Mı?

Türkiye, hantavirüse tamamen yabancı değil. Özellikle Batı Karadeniz bölgesinde (Zonguldak ve Bartın) 2009 yılından bu yana böbrek yetmezliği ile seyreden yerel vakalar görülüyor. Ancak gemideki Andes varyantı akciğerleri hedef aldığı için çok daha tehlikeli bir tablo çiziyor. Uzmanlar, paniğe gerek olmadığını ancak kişisel hijyene, özellikle kemirgenlerin bulunabileceği ahır, depo ve kiler gibi kapalı alanların temizliğine (toz kaldırmadan, ıslak temizlik yaparak) maksimum dikkat gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.

Sağlık Bakanlığı web sitesinde Hantavirüs konusunda Türkiye ile ilgili olarak “Hastalık daha çok kemiricilerle temas olasılığı fazla olan genç erkeklerde, ilkbahar ve sonbahar aylarında görülmektedir. Çiftçiler, avcılar, askerler, orman ve liman işçileri, endemik bölgeyi ziyaret eden ziyaretçiler ve deney hayvanları ile çalışan laboratuvar personeli hastalık için risk altındadır.” uyarısı yapılıyor.

Sonuç olarak; Hantavirüs şu an için bir COVID-19 kadar hızlı yayılma potansiyeli göstermese de, yüksek ölüm oranı ve kuluçka süresindeki belirsizlikler nedeniyle “gelmekte olanın” habercisi olabilir. Bilim dünyası tek bir sorunun cevabını arıyor: Virüs evrim geçirip daha kolay bulaşır hale gelirse dünya buna hazır mı?. Şimdilik tek çare; sıkı takip, bilimsel şeffaflık ve tedbiri elden bırakmamak.

Benzer İçerikler

spot_img

Son İçerikler

spot_img